ERDOGANA Telekinezi Suikasti Dogrumu

Televizyoncu Yiğit BULUT
Eminim ki bir çok merkezde telekinezi ile Recep Tayyip Erdoğan'ın ölmesi için sürekli çalışmalar yapılıyor dedi. Bu iddiayı ciddiye alan olduğu kadar bir çok kişi de dalga geçti. Yine de merak edip telekinezi yöntemi ile uzaktan suikast yöntemi işe yarar mı ya da böyle suikast yöntemleri mevcut mu diye araştırdık.



NIXON, MERAKLISIYDI

Telekineziye devlet ilgisi, 1915’te Rusya’daki çalışmalarla başladı. Daha sonra Sovyetler Birliği döneminde de devlet, bu konudan elini çekmedi. Komünizm paranoyası ve Naziler’in konuya ilgisi sonucu ABD’de de artan kaygılar en önemli çalışmaların bu ülkede yapılmasına sebep oldu. Soğuk Savaş’ın da etkisiyle 1945’te başlayan çalışmalar, 1965-1995 arasında iyice yaygınlaştı. Özellikle Başkan Nixon bu konuda araştırmalar yapılmasını destekledi ve bu konuda ünlendi. 
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sinan Canan’a göre, telekineziden bahsederken, hiçbir ‘aracı’ olmaması gerekiyor. Fakat ABD, Rusya ve Nazi Almanyasında çipler, ilaçlar ve kimyasallarla bu güçlerin geliştirilmesine de çalışılmış. Genellikle insanları kobay olarak kullanan insanlık dışı deneylerle…

YUMURTAYI AYIRDI

Telekinezi deneyimleri bugüne kadar iki şekilde ölçülmeye çalışılmış. Birincisi laboratuar ortamında beyin dalgaları okunarak, ikincisiyse çeşitli ortamlarda denekler üzerinde çalışarak. 
1934’de J.B. Rhine’ın bu konuda yetenekli insanlar üzerine yaptığı deneyde, insanlar sadece zar atarak istedikleri rakamı tutturmaya çalışmış. Yüzde 85 oranında başarı yakalanmış.
1968’de Moskovalı medyum Mikhailova, bir akvaryum içinde yumurtanın sarısını beyazından ayırmış ve daha sonra tekrar birleştirmiş, bunu kameraya alan bilim adamları herhangi bir hile bulamamışlardı. Mikhailova başka bir deneyde kurbağaların kalp atışlarını kontrol etmişti.

KADDAFİ’NİN YERİNİ BULDULAR

Bu alanda yaptığı pek çok araştırmayla bilinen Nöroloji uzmanı Doç. Dr. Sultan Tarlacı’nın sitesi evrenindili.com’da birçok iddia var gelecek öngörüsüyle ilgili. Gelecekle ilgili bu öngörülerin yüzde 74’ü kötü olaylarla ilgili. Tarlacı bunu, mağara devrinden beri gelen kendimizi koruma içgüdüsüne bağlıyor. Sultan Tarlacı, ABD’nin ‘durugörü’ olarak adlandırılan bir yöntemle, 1986’da Libya’yı bombalarken Kaddafi’nin tam yerini öğrendiğini de iddia ediyor.

MÜMKÜN MÜ?

l Telekinezi ‘gücü’ olduğunu düşünenlerin bir kısmı, bu güçleri beynimizin kullanamadığımız kısmının harekete geçmesiyle ifade ediyor. 

l Doçent Tarlacı, bir kişinin telekineziyle etki altına alınmasının çok uzun yıllar süreceğini düşünüyor… Elektromanyetizmayla topluluklara daha kolay etki edilebiliyor.

l Tarlacı’ya göre telekinezi bir yetenek, herkeste var ve her şeyi öngördüğünü, her zaman aynı sonuçları elde ettiğini söyleyenlere inanmak pek de mümkün değil. Çünkü bu yetenekler, azalıp artabilir, göndericinin yorulma durumuna göre zayıflar. Bilim adamlarının bu konuya olan mesafesi de tutarlılık olmamasından dolayıdır. Tarlacı, bu durumu ‘konuşan domuz sendromu’ ile ifade ediyor. “Konuşan bir domuza şahit olunduysa, başka örneğe gerek yok” diyor.

l Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erol, beynin biyoelektrikle çalıştığını ve her şeyin biyomanyetik alanı olduğunu ifade ediyor. Örneğin saniyede 6,6 birimlik elektromanyetik dalga gönderilince insan kendini daha gergin hissediyor. 10,8 verinceyse daha isyankâr. Tüm bunları bir cep telefonu aracılığıyla yapmak mümkün. Fakat bunun tespiti çok basit… Gezi olaylarında toplulukların bu türlü bir yönlendirmeyle sokağa döküldüğün iddia etmek bu nedenle kolay değil. Ayrıca insan beyni gönderilen veriyi hemen işlemeyebilir ve buna direnç gösterebilir.


İSRAİL’İN BEDDUA EDİCİLERİ VAR!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan / Nöropsikoloji Uzmanı

Telekinezinin şöhreti bilim dünyasında çok da iyi değil. Böyle güçleri olduğunu iddia eden bazı kişilerin, hilelerden yararlandığı ortaya çıktı. Bu iddialar bilimsel olarak ne kadar geçerli, Nöropsikoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a sorduk…

- Telekinezi tıbbi olarak mümkün müdür?
Telekinezi-Psikokinezi kavramları bilimsel olarak tartışmaya açık bir süreç. Bu konuda çalışmalar da var. Meselâ bir ikiz Ankara’dayken diğer ikizin Almanya’da karnı ağrıyabiliyor. Bu tarz olayları ölçen deneyler var. Ama nasıl işlediğini anlamak mümkün değil şu anki olanaklarla. İnternet gibi, bir ağ sistemi gibi hareket eden ayna-nöronlarımız var. Bu tarz kişilerde bu ayna-nöronların daha aktif olduğu tespit ediliyor ama net ölçülemiyor.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder